Osmanlı Dönemi Fal ve Fal Çeşitleri
Osmanlı Dönemi Fal ve Fal Çeşitleri
Geçmişten bugüne hemen hemen her toplumun kültüründe en az bir fal çeşidi ortaya çıkmıştır. Geleceğin bilinmezliği insanları fal vb. yöntemlere sürüklemiştir. İleride olacaklardan haber almak ve tahmin oluşturmak için toplumlar fal konusuna önem vermiştir. Bazı toplumlarda din adamları bu fal ritüellerini yaparken bazı toplumlarda da gerçek falcı lar yapmıştır. Türkler, İslamiyet’e geçmeden önce Şamanizm inancını benimsiyorlardı. İslamiyet ile birlikte Anadolu kültürünü benimseyen Türkler, Şaman geleneklerini de uyum sağlayarak devam ettirmişlerdir. Yani kültür kaynaşması ortaya çıkmıştır. Bu kültür zenginliğinin ortaya çıkmasıyla farklı fal çeşitleri de ortaya çıkmıştır. Hem sarayda hem de halk arasında oldukça yaygın bir hala gelmiştir. Büyük bir işe başlanmadan önce mutlaka fal baktırılırmış. Osmanlı dönemi fal ve fal çeşitleri nelerdir? Gelin hep birlikte inceleyelim.
Osmanlı Dönemi Fal Çeşitleri
Kültürlerin birleşmesiyle ortaya çıkan zenginlik sonucunda pek çok farklı fal çeşidi de meydana gelmiştir. Halk ve saray arasında yaygın olan Osmanlı dönemi fal çeşitleri şunlardır:
- Kemik falı: Hem kürek kemiği hem de aşık kemiği falı bulunur. Kürek kemiği falı, kemiğin üzerinde bulunan çizgilerden yola çıkılarak bakılırdı. Bu sayede gelecekten haber verilirdi. Aşık kemiği falında ise kemik yuvarlanır ya da havaya atılırdı. Kemiğin hangi yönü ne tarafa gelirse buna bakılır ve yorumlar yapılırdı.
- Yıldız Falı: Gezegenlerin ve yıldızların hareketlerinden yola çıkılarak yorumlanan bir fal çeşididir. Ayrıca astrolojinin tarihi de yıldız falı na dayanmaktadır. Astronomi çalışmalarının ilerlemesine büyük katkısı olmuştur. Sarayda bu fal çeşidi ile özel olarak ilgilenen kişiler bulunmaktaydı.
- Remil: Kum üzerine çizilen nokta ve çizgilere bakılarak yorumlar yapılırdı. Bakılan ortamın mutlaka temiz olması gerekliydi.
- Kitap falı: Herhangi bir kitap seçilirdi. Daha sonra bu kitap içinde bir sayfa açılır ve sayfada göze çarpan yer okunurdu. Bu okunan yerden yola çıkılarak yorumlar yapılırdı. Genelde bu falda Mevlana’nın kitapları tercih edilirdi.
Osmanlı Dönemi Fal ve Falcılar
Osmanlı dönemi fal çeşitleri genelde uzmanlık gerektirirdi. Ancak kitap falında bir uzmanlık aranmazdı. Niyet tutulduktan sonra açılan sayfa harflere göre yorumlanırdı. Bunun dışında fal için genelde uzman kişiler seçilirdi. Sarayda bulunan uzman ve profesyonel kişiler fallara yorum yapardı. Halk arasında ise yine bu konuda çok iyi olan kişiler belirlenirdi. Bunlar ise artık halk tarafından tanınır hale gelirdi.
Fal konusu o dönemde gezginlerin kitaplarına da konu olmuştur. Özellikle bazı gezginler Tahtakale’de çok fazla falcı bulunduğunu söylemiştir. Ayrıca Evliya Çelebi’nin kitabında da fal konusu geçmektedir. İstanbul’da bir falcı esnafı grubunun olduğunu söyler. Bununla birlikte bakıcı olarak adlandırılan kadınlar vardır. Bu kadınlar, sokak sokak dolaşarak o dönemde pek çok fal çeşidine bakardı.
Eğer siz de fal baktırmak istiyorsanız Turuncu Fal’a ulaşarak detaylı bilgiye sahip olabilirsiniz. İstediğiniz fal çeşitleri arasında seçeceğiniz her fal online fal olarak da hizmet vermektedir. Telefon üzerinden bağlandığını online burç yorumu falcı size online fal servisleri imkanıyla tüm sorularınıza yanıt verecektir. Daha önce denemediyseniz online fal hizmetinin avantajlarından faydalanabilirsiniz. İsminin online fal olması sizi yanıltmasın; online falcı da gerçek falcı olarak fal bakımı yapmaktadır. Ateş falı, tarot falı, katina falı, el falı, kahve falı, iskambil falı, su falı seçeneklerinden de faydalanabilirsiniz. Doğum haritası yorumlama işlemi için de bize ulaşmayı unutmayın.
Sarayda Serbest, Sokakta Sakıncalı: Falın Meşruiyet Çizgisi
Osmanlı’da falı tek bir olgu gibi düşünmek yanıltıcıdır. İslam inancının gaybın yalnızca Allah’a ait olduğu ilkesi, falı dinî açıdan tartışmalı kılar; bu nedenle ulema falcılığa temkinli yaklaşmıştır. Buna karşın sarayın kapısında müneccimler el üstünde tutulurdu. Aynı eylem, bir yerde “ilim”, diğerinde “hurafe” sayılabiliyordu. Aradaki farkı belirleyen şey yöntem değil, kimin için ve hangi dille yapıldığıydı.
Halk falcısını riskli kılan da tam bu noktaydı: Ücretle çalışır, mahrem bilgiye ulaşır ve denetlenemez. Saray falcısı ise devletin takvimiyle, sefer vaktiyle, bayram günüyle uğraştığı için “işe yarar” kabul edilirdi. Dönem kaynaklarını okurken bu ayrımı aklınızda tutmanız, metinlerdeki çelişkili gibi görünen ifadeleri daha rahat çözmenizi sağlar.
Müneccimbaşı: Falın Resmî ve Kurumsal Yüzü
Sarayda yıldız işleriyle uğraşan müneccimbaşı, bugünkü anlamda bir falcı değildi; ama falcılıktan da bütünüyle ayrı değildi. Görevleri arasında takvim hazırlamak, ramazanın başlangıcını belirlemek ve gökyüzü olaylarını önceden hesaplamak vardı. Bunlar gözleme ve matematiğe dayanan, sonradan doğrulanabilen işlerdi. Aynı kişi, devlet ileri gelenleri için uğurlu gün ve saat tespiti yapar, yıldızname düzenlerdi.
Yani astronomi ile astroloji, o dönemde aynı masanın iki yanıydı. Tutulma vaktini hesaplayan akıl ile bir hükümdarın talihini yorumlayan akıl, aynı eğitimden geçmişti. Bu yüzden “Osmanlı’da fal tümüyle bilimdi” ya da “tümüyle hurafeydi” demek yerine, ikisinin iç içe geçtiğini söylemek daha doğru olur.
Resimli Falnameler ve “Fal Açmak” Geleneği
Matbaanın yaygınlaşmasından önce el yazması falnameler oldukça talep görüyordu. Bu kitaplarda kısa metinler ve minyatürler yer alırdı; kişi niyet tutar, kitabı rastgele açar, çıkan sayfayı okur ya da resme bakarak yorumlardı. “Fal açmak” deyimi bu pratikten gelir. Resimli olması ayrıca önemliydi: Okuma bilmeyen biri de falnameden yararlanabiliyor, böylece fal okuryazar olmayan geniş bir kesime ulaşıyordu.
Bu yöntem, niyet tutup herhangi bir kitabı açmaktan farklıdır. Falnamede metin zaten fal için yazılmıştır, yorum kalıpları hazırdır; kişiye özgü olan tek şey hangi sayfanın çıktığıdır. Bugün tek kart çekerek yorum yapma alışkanlığı, bu geleneğin modern akrabası sayılabilir. Denemek isterseniz aynı mantığı bir falname sayfası yerine tek bir kartla kurgulayabilirsiniz.
Kahve Falının Yükselişi ve Eski Falların Gerilemesi
Kahve, Osmanlı gündelik hayatına girdikten sonra yeni bir toplumsal mekân olan kahvehaneyi de beraberinde getirdi. Fincanın telvesiyle bakılan fal ise taşınabilir, ucuz ve herkesin evinde tekrarlanabilir bir yöntemdi. Kemik falı aşık kemiği gerektirir, remil ise temiz bir zemin ve işi bilen bir el ister. Kahve falı bu iki şartı da ortadan kaldırdı.
Sonuç, falın sessiz bir demokratikleşmesiydi: Uzmanlık isteyen fallar saray ve çevresinde itibarını korurken, kahve falı mahalle kahvehanesine ve ev sohbetlerine yerleşti. Bugün en yaygın bilinen falın kahve falı olması, bu geçişin kalıntısıdır. Bir fal türünün yaygınlaşmasını sağlayan şeyin çoğu zaman kolaylık olduğunu bu örnek açıkça gösterir.
Sıkça Sorulan Sorular
Osmanlı’da fal baktırmak yasak mıydı?
Her dönemde geçerli, kesin bir yasak yoktu. Dinî açıdan hoş karşılanmadığı ve zaman zaman ulemanın tepkisini çektiği olurdu. Buna karşın sarayda müneccimler resmî görev yapardı. Yasaklama ile hoşgörü, döneme ve falı bakan kişinin konumuna göre değişirdi. Bu nedenle “tamamen serbestti” ya da “tümüyle yasaktı” demek doğru olmaz.
Yıldızname ile yıldız falı aynı şey mi?
Yakın akrabadır ama aynı değildir. Yıldız falı, genel olarak gezegen ve yıldız hareketlerinden anlam çıkarma işidir. Yıldızname ise kişiye ya da olaya özel hazırlanan, doğum anındaki gök konumlarını yorumlayan yazılı bir metindir. Yani yıldıznameyi, yıldız falının belgelenmiş ve kişiye özelleşmiş hâli olarak düşünebilirsiniz.
Kemik falı neden günümüzde az görülüyor?
Kemik falı, hayvancılığa dayalı bir yaşam biçiminin ve belirli bir uzmanlık zincirinin ürünüdür. Şehirleşmeyle birlikte hem malzeme hem de bilgiyi aktaran kuşaklar azaldı. Ayrıca yerini uygulaması kolay olan kahve ve kart falları aldı. Yine de Orta Asya’da ve Anadolu’nun kırsal kesimlerinde aşık kemiğiyle yapılan uygulamalara rastlanabiliyor.



