KIZILDERİLİLERDEN KADİM ÖĞRETİLER

KIZILDERİLİLERDEN KADİM ÖĞRETİLER

Evrene veya hayata dair kafa karışıklıklarımızdan kurtulmak için başvurduğumuz bir şey var: kadim öğretiler. Örneğin en iyi falcılar danışanlarına fal bakarlarken çok sık kullanırlar bu kelime öbeğini. Peki nedir bu en iyi falcılar tarafından ağızdan düşmeyen kadim öğretiler. Ve neden ısrarla falcılar tarafından kullanıldığını söylüyoruz.

Kadim Öğretiler Nedir?

Kadim öğretinin ne olduğunu anlamamız için öncelikle kadim kelimesinin anlamına bakmamız gerekir. Kadim, sözlük anlamıyla öncesi olmayan, başlangıcı bulunmayan, ezel anlamına gelir. Halk arasında da “fi tarihi” denilen zaman aralığına denk düşer diyebiliriz. 

Kızılderililerden Öğretiler

Pek çok farklı kültürün kendi yaşanmışlıklarından yola çıkarak oluşturdukları felsefi öğretileri vardır. Bu yazıda Kızılderililerin hayata yönelik yolumuzu aydınlatacak öğretilerine bakacağız.

Yeryüzü, bize atalarımızdan miras kalmadı, çocuklarımızdan ödünç aldık.

Yaşadığımız doğa felaketleri bize her zaman “Çocuklarımıza nasıl bir dünya bırakıyoruz?” sorusunu sordurtuyor. Kaygılıyız çünkü böyle giderse yaşanacak bir dünya kalmayacak ancak Dünya bizim evimiz. Gelecek nesilleri düşünerek hareket etmemiz gerekir. Zamanı gelince her kuşak yerini bir sonrakine bırakacak.

 

İnsan iki ruhludur. İçinde bir iyi köpek bir de kötü köpek kavga eder. Hangisini daha çok beslersen o kazanır.

Carl Gustav Jung da teorisinde buna değinmişti: her insanın içinde bir de gölge yanı vardır. Bu iyi ve kötü köpek insanın içinde kavga eder; bu her insan için geçerlidir. Kötü köpeğin varlığını kabul ederek iyi köpeği beslemek akıllıca bir seçim olacaktır.

Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde; beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak.

Bunu duymayanımız yoktur. Özellikle günümüzdeki vahşi ekonomik politikalar doğayı katleden faaliyetler düzenlenmesine sebep oluyor bu da başta doğayı sonra da elbette biz insanları mahvediyor.

 

Üç barış vardır: Birinci barış, en önemli barıştır. İnsan ruhundadır o. Bu gerçek barıştır, diğerleri sadece bunun akisleridir. İkinci barış iki fert arasında olan barıştır. Üçüncü barış ise iki millet arasında yapılır. Fakat hepsinden önce, anlamalısınız ki ‘gerçek barış’ dediğim birinci barış, insanın ruhundaki barış yoksa ne fertler ne de milletler arasında barış olabilir.

Birçok öğretide en başta gelen öğüt olan “kendini bilmek” burada da karşımıza çıkıyor. İnsan en önce kendini tanımalı ve kabul etmelidir ki, diğer insanları anlayabilir ve hayatla da barışı yakalayabilir. 

Oyla
[Toplam: 2 Puan: 3]
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Add your own review

Rating